Gece vakti, sarayın ıssız bahçesinde Hamlet ve Horatio ay ışığının aydınlattığı taş bankta düşünceli bir şekilde oturmaktadır.
Hamlet
Ah Horatio, o kadar haklısın ki... Her gece amcamın can verişini hayal ederek uykuya dalıyorum.
Horatio
Ruhundaki bu ağırlığı anlıyorum, karar vermenin zorluğunu ve içindeki zıt düşüncelerin çarpışmasını da… Ama seni yıllardır bu çözümsüz acının içinde görmekten ben bile yoruldum.
Hamlet
Fakat beklemek... Aslında beklemek için hep bir sebebim vardı. Artık kırk yaşına, yani nübüvvet yaşına geldim. Amcamdan intikamımı nihayet bu yaşta alacağıma derinden inanıyorum.
Horatio
(Merakla) Nübüvvet yaşı mı?
Hamlet
Evet dostum. İsa Mesih'ten önceki peygamberler, tanrıdan ilk buyruğu kırk yaşında almıştır. İsa’nın göğe yükseldiği yaş da kırktır. Müslümanlar da Muhammed’e ilk ayetin kırk yaşında indirildiğini söyler. Bu yaş, dönüşümü ve yeniden doğuşu temsil eder. Hayatımı mahveden amcamdan intikam alacağım zaman, içinde bulunduğum bu kırkıncı yaşımdır. Acılarımı dindirecek o gün yaklaşıyor, Horatio.
Horatio
(Düşünceli) Seni çok iyi anladım Prens. Nihai bir karara varmana sevindim. Ancak bu yaş hesapları her medeniyetin kendi takvimine göredir. Muhammed, o dönem kullanılan Arabi ay takvimine göre kırk yaşında peygamber oldu. Bizim kullandığımız Gregoryen güneş takvimine göre ise otuz dokuz yaşındaydı.
Hamlet
(Şaşkınlıkla) Doğru mu bu?
Horatio
Evet, doğru. İsa, Gregoryen takvime göre takvimin başlangıcında doğmuş ve otuz üç yılında ölmüştür. Yani öldüğünde otuz üç yaşındaydı. Sıfırın keşfinden önce takvim birinci yıldan başlıyor ve İsa da otuz dört yaşında ölmüş sayılıyordu. Onun kırk yaşında öldüğünü iddia eden kişi Dobrucalı Exiguus idi. Exiguus, İsa'nın yedi yaşında peygamberliğini ilan ettiğini savunmuş ve bu sayıya otuz üç yıl ekleyerek ölüm yaşını hesaplamıştı. Lakin Nova Roma yıkıldığından beri bu hesaplamayı kullanan kalmadı. Bu durumda amcanı Muhammed'in nübüvvet yaşında öldürmeyi umduysan, bu işi geçen sene yapmalıydın. İsa’nın göğe yükseldiği yaşı beklediysen tam yedi yıl geç kaldın.
Hamlet
(Gözlerini şaşkınlıkla açarak) Bu nasıl olabilir? Ah Horatio! Boşa geçen ömrüm için bana bir avuntu vereceksin sanıyordum. Kurduğum hayalin bile mesnetsiz olduğunu, hayal kurmayı dahi beceremediğimi mi söylüyorsun? Bu utançla nasıl yaşayacağım? Ömrümü adadığım umudun yok olması... Hayallerimi bile koruyamamam... Böylesine sefil ve rezil biri olduğumu neyse ki sadece sen biliyorsun. Ve…
Hamlet duraksar, derin nefes alır, elini hançerine uzatır. Horatio bunu görerek irkilir ve heyecanla söze girer.
Horatio
Kadim dostum, Danimarka’nın müstakbel kralı, yiğit Hamlet! İçindeki fırtınalar yüzüne vurduğunda aklıma Muhammed'in kitabından bir söz gelir. Şöyle yazar: "Onları paramparça eden delil, tertemiz bir sayfadan okuyan elçimizdi; dosdoğru ve eskimeyen kitaplar o sayfadadır..."
Hamlet
(Hançerden yavaşça elini çekerek arkadaşının gözlerine bakar) Daha önce yine o kitaptan, Muhammed’in düşmanlarının ona ecinni dediğini anlatmıştın. Babamın hayaletini gördüğümde de beni bununla avutmuştun. Neden bu kitaba bu kadar meraklısın? Bu kitap aklımı karıştırıyor. Yoksa aklımı karıştıran sen misin Horatio? Beni acılar içinde izlemekten zevk mi alıyorsun?
Horatio
Belki de aklın karışmalı Prens. Hiç karışamayacak hale gelene dek daha da karışmalı. Dünyaya sürekli her şeyi bilen bir gözle bakıyorsun. Bilgi eylemi öldürür, çünkü her eylem bir yanılsama maskesi gerektirir. Bu maskeye kavuşmak için bildiklerini unutmalısın. Hayatın sana tertemiz bir sayfadan yeniden okunuşunu izlemelisin. Ancak o vakit harekete geçebilirsin ve eylemlerinin bütünü hayatın ta kendisi olur. Hatta o maskenin, bizzat kendi suretin olduğunu anlarsın...
Hamlet
(Heyecanla söze girer) Ve amcamı böylece öldürebileceğim, öyle mi?
Horatio
Eğer gerçek arzun buysa, evet...
Hamlet
(Hiddetlenir) Babamı katledip tahtımı ve annemi çalan o habisi yok etmekten başka ne arzum olabilir ki Horatio!
Horatio
Prens, elindeki sayfa artık boş. Onu gece meltemine savur ve hayatın sana neler okuyacağını seyret...
Bu sahne, oyunun ilk gösteriminden sadece bir gün önce yazılmıştır. Şekspir ve yazım ekibi, sahnenin oyunun neresine ekleneceği konusunda uzlaşamamış, bu tartışma perde açılana dek sürmüştü.
Şekspir, bu sahnenin amacının Hamlet’in tutarsız zihin yapısını mantık çerçevesine oturtmak olduğunu savunuyordu. Karaktere daha gerçekçi bir profil kazandırmak için sahnenin, büyük çözülmeye hazırlık olan 4. Perde'nin sonuna eklenmesinde ısrar ediyordu.
İlk gösterimin sponsoru Sir Waterford, kulisten gelen sesleri duymuş ve prova sırasında tartışmaya dahil olmuştu. Ona göre Hamlet'i gerçekçi kılan şey, tam da o dayanaksız davranışları ve eyleme geçemeyişiydi. Sahnenin çıkarılmasını talep etmişti. İsteğini kabul ettirmek için hikayenin geçtiği 14. yüzyılda Gregoryen değil, Jülyen takviminin kullanıldığını öne sürdü. Ayrıca metinde Nova Roma olarak geçen Konstantinopolis'in o dönemde henüz Türkler tarafından fethedilmediğini belirterek yazım ekibinin kafasını karıştırdı. Bir tragedyada bu denli sayı ve hesaplama kullanmanın seyir zevkini bozacağını söylemiş, Şekspir'e patronun kim olduğunu hatırlatmaktan da geri durmamıştı. Sonunda amacına ulaşarak bu sahneyi daha ilk gösterimden önce oyun metninden çıkarttırmayı başarmıştı.